Hiçlikten Yokluğa #2 Girişememiş Girişimci

Dünyada taklit edilemeyen tek şey cesarettir.

Bu seriyi başlatmama sebep olan 2 etken var

  1. Psikoloğum ile artık görüşmüyor olmam.
  2. İçime atmaktan sıkıldım.

Dikkat!

  • Yazılarımın içerisinde küfür olabilir.
  • Sizin düşüncelerinize ters düşen düşünceler ve fikirler olabilir.
  • Ego, kendini beğenmişlik, öfke, kibir, narsistlik bulunabilir.
  • Bolca eleştiri olabilir.
  • Din, dil, ırk, köken (buna söz veremem), cinsiyet ayrımı yapılmayacaktır.
  • Yazım hataları olabilir.

Peki Emir neden aylık sadece 2000 kişinin girdiği ve para bile kazanmadığın siteyi sürdürmeye devam ediyorsun? Cevap çok basit. Bu siteyi seviyorum, sadece seviyorum. Sevdiğim için 3 yıldır tek kuruş kazanmadan host ve domain paralarını cebimden eksiye girerek ödüyorum.

konumuz bu değil. hey hey hey dur bir dakika burada bir konu mu var yoksa bağımsız olarak her konudan mı konuşuyoruz? Sanırım bağımsız olarak her konudan konudan biraz konuşuyoruz. Kafam neye eserse onu yazıyorum. Ben buyum.

Part 2 biraz geç geldi. Normal bir blog’a her hafta yazı girilmesi gerekir benim bloguma girilmiyor.

Cesaret Tankı Durdurur.

Hiçlikten Yokluğa #2 Girişememiş Girişimci 1

 

Bugüne kadar bir çok girişimde bulundum. Az param vardı gelir kaynağım yoktu ve ailemden para almıyordum. Paran olmadığı zaman girişimlerin girişilmemiş oluyor maalesef. Reklam çalışması ve bir ekip olmadan çok zor bu işler. Hepsini tek başına yapmak zorunda kalıyorsun. Evet güzel yanları var hepsini sen öğreniyorsun kötü yanları da var çok fazla vaktini alıyor ve yoruluyorsun. (üzülerek söylemliyim ki bu hikaye bir başarı hikayesi değil. Böyle bir umutla okuyorsanız kapatın.) Bir süre sonra yapmak istemiyorsun içinde oluşan heves kırılıyor. Çünkü yeteri kadar paran yok ekip arkadaşların yok. Sorunların üstesinden tek başına geliyorsun tüm sorunları çözüyorsun ve bum proje tutmuyor. Yaptıkların tüm hepsi çöp oluyor. Tekrar umutların, hayallerin yıkılıyor. Bir gün diyorsun bir gün olacak, bir gün başaracağım.

aç bir karın, boş bir cüzdan ve kırık bir kalp size hayattaki en büyük dersi verebilir.

Bugün tarım için herhangi birisi 16 farklı yerden 16 farklı izin alıp yinede o girişimi yapamıyorsa bana kisme adaletten ve girişimcilik ruhundan bahsetmesin. Yok öyle bir şey. İnsanlar ülkeden kaçmaya çalışıyorlar. Benim yüzünden mi kaçmaya çalışıyorlar? Hayır daha iyi şartlar da yaşamak için kaçıyorlar. İnsanlar adalete inanmak istiyor. Torpile değil. Eskiden kapıları açık bırakıp giden halk şimdi kapılarına zincirler vuruyor. Ne oldu bizim halkımıza ne ara birbirimize nefret besler olduk? ne ara birbirimizin güvenini kaybettik?

Hiçlikten Yokluğa #2 Girişememiş Girişimci 2

 

Şu hale bakar mısınız? Bu insanların paraları yok. Taze meyve sebze alacak paraları yok. Anlıyor musunuz? Bunlar temel ihtiyaçlar. Bu insanlar yerden sebze topluyorlar. Peki bunu oraya döken adam ne olacak? Malları satılmadı ve deposu olmadığı için malları saklamayacak muhtemelen haftaya kadar çürüyecekler ve parası boşa gidecek. Bunlar niye böyle oluyor? Lütfen bu resme iyi bak. Kalbinle bak.

Korku içinde yaşayan adam asla hür değildir.
Bize susmayı öğrettiler. Yazmamayı öğrettiler. Bizi sağcı, solcu diye damgaldılar, ayırdılar. Biz bize yaptık bunu başkası değil. Dış güçler hiç değil.
İki tane çılgın insan bir gün çıkıp söyle diyor:
Yeni bir icat yaptık bunun sayesinde insanlar istedikleri yere daha hızlı gidebilecekler.
Nedir bu icat? İsmi Tayyare.
Herkes deli gözü ile bakıyor. Kimse inanmıyor ama onlar kendilerine olan inancı kaybetmiyorlar. Havada giden bir şeye kim binerki gözü ile bakıyorlar. Kim biner?
Wright Kardeşler o gün onlara deli diyen kişiler yüzünden vazgeçselerdi şimdi uçaklar olmayabilirdi. Onlar inandıkları yolda yürüdüler(bu saçma bir slogan değil). Kendi ülkelerini düşünmediler tüm insanlığı düşündüler.
Hiçlikten Yokluğa #2 Girişememiş Girişimci 3
Sarp dağların da çıkılması mümkün rotaları vardır; mümkün olanı düşünün, imkânsızı unutun; imkânsızlığın yolu hiçbir yere çıkmaz. İmkânsız düşünce, minik bir çakıl taşının üzerine bile tırmanamaz!..

Görüşmek üzere sevgili okurum. Çok fazla beklettiğim için üzgünüm.

 

 

Bir Yanıt